Televizyon Nedir?
Radyo dalgaları yardımıyla, bir cismin görünüÅŸünü ve hareket ediÅŸini, sinema perdesine aksettirir gibi uzaklara nakletme iÅŸi. Bugün televizyon, radyonun evrimleÅŸmiÅŸ bir ÅŸekli hâline gelmiÅŸtir. Radyolarda, uzaklara nakledilebilen seslerin yanında, televizyon olarak görüntülerin de nakledilebilme imkânının saÄŸlanmış olması, alıcı olan her yerde, sesle birlikte görüntülerin de elde edilmesi sonucunu yaratmıştır. Televizyon yayını, radyo yayını gibidir. Yalnız televizyonlarda en önemli deÄŸiÅŸiklik, televizyon kamerasındadır.
Televizyon kamerası, dış görünüÅŸü bakımından sinema filmi çekilen kamerayı andırır. Televizyonla yayınlanacak sahnenin görünüÅŸü kamera önündeki objektifle, içeride bulunan bir tüpe yollanır. Bu tüp büyük bir huni biçimindedir. Bu tüpün gerisinde düz bir levha vardır. Binlerce küçücük fotosellerden meydana gelen bu tabaka gözün duyar tabakası gibi çalışır. Objektiften geçen görüntü buraya düÅŸer. Tüpün en gerisinde, boyun kısmında bir elektron tüfeÄŸi bulunur. Bu tüfek fotosellerden meydana gelen levha üzerine kıl kadar ince bir elektronlar ışını atar. Sahnenin deÄŸiÅŸik ve karanlıklardan meydana gelen görüntüsü fotosel üzerine düÅŸtüÄŸü zaman, bu aydınlık ve karanlıklara göre deÄŸiÅŸen bir elektrik meydana gelir. Fotosel levhasını saÄŸdan sola ve yukarıdan aÅŸağıya büyük bir hızla tarayan elektronlar ışını, levhanın çeÅŸitli yerlerinde deÄŸiÅŸik olarak meydana gelen elektrik akımını alır. (Görüntünün karanlık yerleri ya hiç akım meydana getirmez ya da pek az akım verir, aydınlık kısımlar çok akım verir). Böylece görüntünün biçimine göre deÄŸiÅŸik olarak alınan bu akımlar büyütülerek bir verici istasyona yollanır, buradan radyo dalgaları halinde yayınlanır.
Verici istasyondan yayınlanan bu dalgalar, dinleyicinin alıcı makinesinin anteni ile toplanır. Alıcı televizyonda da, vericideki gibi bir tüp bulunur, fakat bu tüp tam aksi ÅŸekilde çalışır. Tüpün dik dörtgen ÅŸeklindeki ön kısım, televizyon alıcısının perdesidir. Bu kısmın üzeri özel bir madde ile örtülüdür. Radyo dalgaları halinde gelen elektronlar bu yüzeye çarpınca görülebilir ışığa çevrilir. Bu ışığın karanlık ve aydınlık dereceleri, vericidekinin aynıdır. Böylece seyirci, stüdyodaki sahneyi aynen görmüÅŸ olur.

